Javascript Menu by Deluxe-Menu.com
ust2_foto_a3.jpg
Gezginder Menü
Gezginder Facebook Gezginder TV Hakkımızda Etkinliklerimiz Tırmanış Eğitim Doğa İletişim
   
TDF Logo TDf Logo

Ana Sayfa > Hakkımızda > Projeler > Kayacı Vadisi


Kayacı Vadisinin İçinden Geçen Lamos (Limonlu) Çayının Antik Dönemde Önemi

Bölüm 1: Dağlık Kilikya üzerine kısa bilgi

 

Yenilgi sonrası göç eden Truva’lıların bir kolu Kilikya bölgesine yerleşmiş ve beraberlerinde Grek tanrı kültünü de getirmişlerdir. Lamos (Lamas, Lamuso) ismi “nehir tanrısı” anlamına gelmektedir.  

 

Lamos nehri, Dağlık Kilikya (Trakheia) ile Ovalık Kilikya (Pedias)’yı birbirinden ayıran sınır konumundadır. Dağlık Kilikya, batıda Korakeison (Alanya)’a kadar uzanır. Bu bölgede Toroslar denize kadar inerek dar ve geçit vermeyen bir kıyı oluşturur. Dağlık Kilikya’nın önemi, doğu ile batı arasındaki ticaret yollarını birbirine bağlayan doğal bir geçit oluşturmasıdır.  İ.Ö. 188 yılına kadar Seleukos (Silifke) rahip-kral hanedanlığı tarafından yönetilen Dağlık Kilikya’nın bu dönemde Roma tarafından Bergama krallığına devredilmesi ile bölgede bir yönetim boşluğu doğmuştur. İ.Ö. 133-67 yılları arasında Kilikya korsanları önce Doğu Akdeniz’i ve giderek tüm Akdeniz’i kontrolleri altında tutmuşlardır. Dağlık Kilikya’nın küçük koyları ve vadilerin oluşturduğu derin uçurumları, korsanların saklanması ve yerleşik güç oluşturmaları için mükemmel bir ortam oluşturmuştur.  Bu dönemde bölge sedir ağaçları ile kaplı olduğu belirtilmektedir. Bu da korsan gemileri için bitmez tükenmez bir kaynak oluşturmuştur. Korsanların giderek güçlenmeleri ve Akdeniz’e açılmayı hedefleyen Pontus kralı Mithriadates VI ile güç birliği oluşturmaları, Roma’nın askeri harekatlar düzenlemesine neden olmuştur. Nihayet, İ.Ö. 67 yılında Roma generali Pompeisus korsanları kesin yenilgiye uğratarak, Soli (Mersin)’ye yerleştirmiş ve şehrin adını Pompeiupolis olarak değiştirmiştir.  Limonlu nehrine yakın önemli antik dönem yerleşim yerleri Diocaeserea (Uzuncaburç), Olba (Uğra), Elaioussa Sebaste (Ayaş) ve Korykos (Kızkalesi yakınında)’dur.

 

Bölüm 2: Lamos Nehri Su Kanalları*

 

Diocaeserea’ya Su Taşınımı:

 

Diocaeserea (Uzuncaburç)’ya su, Sarıaydın köyünün hemen altından (1460 m rakım) Lamos nehrine basit yatık bir girişle 36 km uzunluğunda bir taşıma sistemi ile yönlendirilmiştir.  Bu sistem genel olarak kayaya oyulmuş bir kanaldan oluşmakla birlikte, kısa tünel bölümler ve özellikle yaklaşık 10 m’lik bir derinliğinde yer altından geçen bir kısım da içermektedir.

 

Taşıma sisteminde kullanılan yapı elementlerinin incelenmesi ve bölgenin tarihsel gelişimi Diocaesera’ya su getiren taşıma sisteminin İ.Ö. 3 ile 2. yüzyıllar arasında inşa edildiğini ve Roma döneminde de birkaç yüzyıl boyunca kullanıldığını göstermektedir.

 

Olba’ya Su Taşınımı:

 

Olba (Uğra)’ya su, Kızılgeçit köyünün hemen altından (1175 m rakım) Lamas nehrine basit yatık bir girişle 20 km uzunluğunda bir taşıma sistemi ile yönlendirilmiştir. Taşıma sistemi temel olarak Lamos nehrinin sağında bulunan karstik yapıdaki  sarp kaya duvarı boyunca oyulmuş kanaldan oluşmaktadır.  Bu sistem, tünel bölümleri ve şehre yakın önemli bir su kemerini  (aqueduct) içermektedir.

 

Olba’ya giden su taşıma sistemi Roma dönemine tarihlenmekte, büyük olasılıkla İ.S. 1. yüzyılın ortası ile 2. yüzyılın sonu arasında inşa edilmiştir.

 

Elaiussa Sebaste ve Korykos’a Su Taşınımı:

 

Su, Limonlu köyünün hemen üzerinden 100 m yükseklikte Lamas nehrine karmaşık yatık bir girişle yönlendirilmiştir.  Su taşıma sistemi; deniz kıyısına kadar nehrin sarp sağ kıyısı boyunca kayaya oyulmuş bir kanal, ardından deniz kıyısı boyunca uzanan bir hat ve küçük vadileri aşarken akış-yukarı kısımlarda daha uzun, giderek derece derece alçalan 7 su kemerinden oluşmaktadır. Önce Elaiussa Sebaste (Ayaş)’ye ulaşan 25 km uzunluğundaki su taşıma sistemi, Kızkalesi yakınındaki Korykos’da bulunan bir gölette son bulmaktadır. Bu sistemin daha da devam ettiği tahmin edilmektedir.

 

Elauissa Sebaste’ye su getiren taşıma sisteminin Roma döneminde, tahminen İ.S. 140 ile 260 yılları arasında inşa edildiği, arkasından çeşitli defalar tamir edildiği ve 4. yüzyıla kadarki bir dönemde Korykos’a kadar uzatıldığı söylenebilir.

 

*Ünal Özış, Historical water systems in Turkey, Water Resources Development, vol. 12, no. 3, sayfa 347-383, 1996

su.jpg
su2.jpg
su1.jpg

Su Kemeri

1890 yılında, Theodor BENT, akıntıya karşı yaptığı bir keşif gezisinde, Lamos nehrinin yaklaşık 4 mil yukarısında, akarsuyun geçit vermez kayalık bir kanyon içerisinde aktığı yerde su girişinin güvenliğini (ve bakımını) sağlamak üzere yapılmış büyük bir müstahkem yapının kalıntılarına rastlamıştır. HEBERDEY ve WİLHELM (1892) yapı taşı ile inşa edilmiş ve kemerler üzerinde haç bulunan bu yapının bir manastır olabileceğini; ancak bu yörede yapı duvarlarının üzerinde haç bulunmasının mutlaka dini yapı olacağı anlamına gelmeyeceğini; haçın bir çok sivil yapıda da kullanıldığını belirtmişlerdir.  Kesin olan bu yapının erken Bizans döneminde hala kullanılmakta olduğudur.**

 

 
**H. Hellenkemper ve F. Hild, Neue Forschungen in Kilikien, Veröffentlichungen der Komission für die Tabula İmperii Byzantini, Cilt 4, 1986, Viyana.

su3.jpg