Günümüz toplumunda insan ile doğa arasında giderek artan bir yabancılaşma yaşandığı bilinmektedir. Çalışma hayatında giderek makineleşen insan ile doğa arasındaki bu yabancılaşma bireylerin doğal yaşamdan kopmalarına ve çevre konusundaki duyarlılıklarının azalmasına neden olmaktadır.
Doğa ile insan arasındaki ilişkinin zayıflaması bireylerin sağlıklı yaşam ortamından gittikçe uzaklaşmasına ve sürdürebilir kaynakların israfına neden olmakta, bu konuda yapılan çalışmaları verimsiz kılmaktadır. Yaşam verimliliğinin artırılması, bireyin katılımcı yönetim biçimindeki mutluluğuna ve üretkenliğine bağlıdır.
İnsanın doğayla bütünleşmesinin sağlanması, sürdürülebilir kaynakları tüketmekte olan insanların eğitimiyle sağlanabilir. Eğitim almadan doğaya çıkan insanlar bilgi birikimlerinin yetersiz oluşlarıyla hem kendilerine hem de çevreye büyük zararlar vermektedir. Basit bir örneklemeyle, çöp olgusunun kentlerin sorunu olduğu düşünülse de, koruma alanlarının pek çoğunun ciddi kentsel atıklar nedeniyle kirlendiği görülmektedir. 1998 yılında kurulan GezginDer ülkemizdeki doğal ortamların tanınması ve korunmasını, bütün doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını, doğal yaşam konusunda kamuoyu bilincinin artırılmasını sağlamayı, tehdit altındaki yaşamların ve yaşam destek sistemlerinin korunması için projeler üretmeyi ve mevcut projelere destek vermeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla, doğada günübirlik ya da daha uzun süreli yürüyüşler, dağcılık etkinlikleri, deneysel tırmanış, çalışma ve tırmanma gezileri düzenler ve eğitim verir. Doğal hayatı oluşturan (direy, bitey) yaşam sistemlerinin korunması, arşivlenmesi, koruma altına alınacakların saptanması amacıyla kurullar oluşturur, saydam gösterileri ve söyleşiler düzenler.
Yaptığı eğitim çalışmalarıyla, GezginDer her yıl bir çok insanı doğa ile tanıştırmakta ve yürüyüş eğitimi vermektedir. GezginDer her hafta sonu günübirlik yürüyüşler düzenleyerek insan ve doğa arasında köprü oluşturmaktadır.
zati erbaş




