Blog

16 Aralık 2007

Yürüyüşün Hikayesi: Işık Dağı

Fotoğraflar: http://www.yuruyoruz.com/index.php?aid=8-5

Yürüyüşe Kızılcahamam – Çerkeş yolu üzerinden başlıyoruz. Her yer bembeyaz, şaşkınlık uyandırıyor. Şehirden gelirken açıkçası böylesi bir beyazlıkla kaşılaşacağımı tahmin etmiyordum. Sevindirici bir beyazlık, belki birazda ürkütücü. Şimdi bu beyazı, sonra beyazı, sonra yine beyazı aşıp gidip şu karşıdaki beyaz tepeye mi çıkacağız. Çıkarız değil mi?

Yol kenarında, aracın yanında çantalarımızı kontrol ediyoruz, ayarlarını yapıyoruz. Yanlarına tozluklarını almış arkadaşlar tam zamanı deyip, karlı zeminde yürürken çok gerekli bu malzemeyi giyiyorlar. Tek sıra halinde yürüyüş başladı. Bu arada yoldan araziye girdiğimizde anlıyorum ki zeminde bir hayli kar var. Yürüyüşün başlarında Zati karda yürüyüş teknikleri, iz açma gibi konularda bizi bilgilendiriyor. Bu yürüyüş benim için iz açma ve karda yürüme konusunda güzel bir deneyim oldu. Dönüşümlü olarak öne geçip iz açılıyor. Bir çok arkadaşımız nöbetleşe bu işi gerçekleştiriyorlar. Tekniği uygulamalı öğrenmek için yerinde denemelisiniz kesinlikle 🙂 Adımlarımı nasıl atacağımı, nasıl basacağımı özellikle birinci kişiysem arka taraf için yürüyüş konforu adına ne kadar belirleyici olduğumu öğreniyorum. Karda bir adımımın sonrakiler için rahatlık yada huzursuzluk olabilmesi mümkünmüş, görüyorum.

Güzel gidiyor, ayak izlerimiz birbiri ardına Işık Dağı’na doğru ilerliyor. Işık Dağı karşımızda, Çağlar (Uslu) ile birlikte arkada sıkıldığımız için ! : ) koşa koşa öne geçiyoruz, belirlenen hedefe doğru iz açarak devam ediyoruz. Kar kalınlığı dağın eteklerine doğru giderek artıyor. Yolda bir başka grupla karşılaşıyoruz, sanırım kamp kurmuşlar burada. O da ayrı bir keyif olsa gerek . Dağın eteklerine ulaştık. Orman içine doğru ağaçların arasından ilerliyoruz biraz. Bir süre sonra bir açıklıktan tırmanışa geçiyoruz, arada bir geriye dönüp bakıyorum , manzara nefis. Yalnız tırmanış sırasında kar kalınlığı ciddi miktarda artıyor, uzun boylu , tozluklu arkadaşların devreye sokulması ve sık nöbet değişimi ile ilerliyoruz, kar kalınlığı yarım metreden fazla. Açılan koridorda ilerliyoruz. Zorlu ama keyifli bir tırmanış. Şu görünen yamaca tırmandığımızda manzara nasıl olacak çok merak ediyorum. Bulunduğum yerden önde tırmanan arkadaşların silüetleri fonda mavi gökyüzü ve akıp giden bulutlar ile çok güzel görünüyor. Bulutlar üstümüzden akıp geçiyorlar, iki beyaz arasında küçük lekeleriz biz, arkadaşlar da iyice küçüldüler, dağ büyüdü gökyüzü büyüdü. Ya da onlar zaten büyüktü. Şimdi bu görsel kıyas gerçeği açığa çıkardı. Burası kesinlikle saklanır işte. Hemen bir kaç kare ile saklamalıyım bu zamanı, güzel bir zaman . Dikey ve yatay bir kaç kare fotoğraf çekiyorum. Çoğu zaman fotoğraflara çok hızlı karar vermem gerekiyor, özellikle arkadakilerin ve tabii ki öndekilerin beni bekledikleri tek sıra zorunluluğunun yüksek olduğu kış yürüyüşlerinde çekim için fazla zamanım yok. Açıkçası oldukça zorlayıcı bir uğraş. 🙂 Tırmanış nefesime bir de fotoğraf nefesimi ekliyorum, birini kontrol zor iken bu ikisi için çözümler bulmam gerekiyor. Az kaldı, önümdeki küçük lekeler yani arkadaşlarım neredeyse tepeye ulaştılar, oradan bu tarafa bakmak için can atıyorum. Bazen sadece tek tarafa baktığımı fark ediyorum, aslında her bir yanımdan güzellikler gelip geçiyorlar. Dar görüşlülük bu olsa gerek 🙂 . Nihayet tepedeyim, arkada halen arkadaşlarımız var ve manzara büyüleyici. Zorlu ve güzel bir tırmanıştı. Buradan harika bir panorama fotoğraf çıkar deyip soldan sağa birbirini takip eden kareler alıyorum, bazılarına arkadaşları da kattım bakalım birleştirmede başarılı olacak mıyım?

Tırmanışın güzel hediyelerinden biride verdiğimiz öğle molası. Sandviçler ve sıcak içeceklerimiz için biraz ara veriyoruz yürüyüşe. Yemek, kurulanma ve bazı arkadaşlarımızda üst değiştirme telaşı. Gel de yere otur, yarım metreden fazla kar var, ilerde kayanın dibinde Arif Abi’yi (İçli) gördüm kendine yer açıyor, yanına kurulayım bende, bir de soğan parçalarız bol elektrolitlisinden, tamamdır. Yok oturmayı gözüm kesmiyor, yer açtım oturdum uzun iş gibi göründü bana, en iyisi ayakta takılmak. Durunca üzerimdekiler ince geliyor, kalınlaştırıyorum biraz. Sıcak birkaç bardak çay ve sandviçler, biraz çerez ve lezzet takasları arkadaşlarla, işte öğlen yemeği tamamdır. O da ne, şu direkler neden bir görünüp kayboluyorlar, ilginç bir görüntü doğrusu. Sis geliyormuş. Görüş mesafesi azalırsa işimiz zorlaşacak, zaten molayı tamamlamak üzereydik, sis telaşı ile biraz daha hızlıca toparlanıp yola koyuluyoruz.

Sis yaklaşırken biz dönüş yolunun ilk adımlarını çoktan attık, çok az bir tırmanıştan sonra artık inişe geçiyor ve orman yolundan devam ediyoruz. Işık ve gölgeler harika, orman yolunda Hüseyin Abi’nin(Bozkurt) harika iz açıcılığı ile konforlu dakikalar yaşıyoruz. Bu arada Gülay’ın gruba sağladığı fındıklı enerji desteği de var. Güneş, kış akşamları erken batıyor, renk değişimi kendini göstermeye başladı. Işık birazdan iyice kızıllaşacak. Bu kızıl gösteriyi yürüyüş sonuna yaklaşık bir saat kala yakalıyoruz. Hatıra fotoğrafı çektirmek için duraklıyoruz. Hatıra karesi sonrasında, etrafta biraz oyalanıyorum. Küçük bir çeşme var hemen yakınımızda, çeşmeye doğru giden ayak izleri ve hemen yanında küçük siyah lekeleri makinemin içine depoluyorum. Bembeyaz kar kızıl bir renge büründü, gölgeler mora çalan kızıllıkta. Gün batımı için çok güzel bir anda çok güzel bir yerdeyiz. Üzerlerine yağan kar ile hatları iyice yumuşamış kayalar arasında şirin izler var. Tavşanların bıraktıkları ayak izlerini çekiyorum. En son sonbahar yürüyüşümüzde şahit olduğumuz kendi gölgelerimizin güzelliği burada da dikkatimi çekiyor. Kızıl karlar üzerindeki kendi gölgemi çekiyorum, bu uğraş için güzel bir otoportre 🙂 Bir hayli geride kaldık Çağlar’la, ekip ilerledi, biraz hızlı bir tempoyla yola koyuluyoruz. Güneş iyice gücünü kaybediyor, güzel bir veda yaşıyoruz bugüne. Artık gölgeler daha soğuk, rüzgar alan yerlerde üzerimdekiler ince geliyor kalınlaştırıyorum. Yürürken üzerimde bir içlik ve ince bir polar yeterli oluyor. Zaman zaman belli noktalarda rüzgar alırsam yetersiz geliyor ve rüzgar kesen bir malzeme ile destekliyorum (windstopper). Terimle çok fazla ıslanmamam lazım, sıvı kaybı ve ısı iletkenliği açısından dikkat edilmesi gereken bir konu bu. O sebeple ihtiyaç duyduğumda hiç geciktirmeden giy çıkar yapmayı, çanta indir, çıkar işlemlerini umursamıyorum. Sadece yürümediğimi aslında kendine ait prensipleri olan bir spor dalı ile uğraştığımı biliyorum. Burada bahsettiğim sadece giyinmeye dair olanı. Sabahları yürüyüş başlamadan , yürüyüş disiplinine dair servis içinde yapılan dersleri oldukça önemli buluyorum. Bu arada yürüyüş sırasında bir çok diğer dersi kaçırdığımın da farkındayım. 🙂 Çeken bilir.

Hava karardı. Şimdi alaca karanlık var. Aracımız belirdi. Araziden çıkıp aracın arkasında, ayakkabı ve malzemelerdeki buzları temizliyoruz. Aracın sıcak atmosferine kendimizi bırakıp Ankara’ya doğru yola koyuluyoruz. Beyazı, sonra yine beyazı geçtik ve evet o bembeyaz tepeye gittik, döndük, şimdi karanlık gecede beyaz bir başarı ile yol alıyoruz.

Deniz Tokay

Gezi Anıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir